Bir sabah rüzgarı gibisin… Yo hayır sabahın kendisisin Sonsuz kanatların var sanki Gönül ülkeme uçarak girdin Şimdi dursun her şey… herkes sussun. Kanatlarını çırpmasın kelebekler,...
Ak kağıtlara yazılan sevdalar geride kaldı. Şimdi kara kağıtlara kara ağıtlar yakma zamanı. *** Her şey kayboldu hayatta. Sevda, sadakat, vefa, tebessüm, birliktelik ve hatta yalnızlık bile...
Gözlerini gördüm… Yüreğime saplanan hançer bakışlarını gördüm. Hesap soran içli gözyaşlarını. Seni ne hale getirdik ey mahzun diyarların mahzun çocuğu. Nasıl destur verdik tebessüm ettiğinde...
Beton binalar,asfalt yollar, korna sesleri, yükselen borsayı takip edebilme gayreti, televizyon kanallarını geziniyor olmanın telaşı, sınavlar, klavyeler, alışveriş telaşı, kredi kartı borçları vesaire vesaire… Şöyle...
Ben bu gece, bu ufkunu kıpkızıl güllerin kapladığı sahilde, ellerim şakaklarımda, masamda bir fincan kahvem, gözlerimde bir iki damla yaş, denizin efkarlı dalgalanışlarındaki sükunete karşı...
Gitmek ister gibiyim bu ikindi sonrasının bezgin sükunetinde, içimde devleşen acı ve ızdırapları, yılların omzuma biriktirdiği yalnızlıkları bu gariplik diyarının fütursuz insanlarına bırakarak gitmek ve...
GÖZLER… Sana güllerin kan, zakkumların şerbet içtiği bir zamanda yazıyorum.... Bir akşam vaktinde...Bu vakti niye hor gördüğümü, bu vakitte niye dünyadan el etek çektiğimi sorma bana... ...